Renoir'ın Şemsiyeler Tablosunun Gizemi: Tek Tuvalde İki Farklı Tarz
Sanat tarihine yakından baktığımızda bazen tek bir eserin, bir ressamın tüm sanatsal evrimini adeta bir zaman çizelgesi gibi gözler önüne serebildiğini görürüz. Pierre-Auguste Renoir'ın ünlü eseri "Şemsiyeler" (Les Parapluies), yağmurlu bir günde kalabalık bir Paris sokağını betimleyen sıradan bir sahne gibi görünse de, aslında içinde büyüleyici bir sır barındırıyor.
Eğer tabloya dikkatlice bakarsanız, aslında iki farklı tablonun tek bir tuvalde birleştiğini fark edeceksiniz. Gelin bu şaheseri ortadan ikiye bölerek, Renoir’ın fırçasındaki değişimi birlikte inceleyelim.
Sağ Taraf: Alışılmışın İçindeki İzlenimcilik
Tablonun sağ tarafına odaklandığımızda, Renoir'ın en bilinen ve sevilen tarzıyla, yani tipik İzlenimcilik (Empresyonizm) ile karşılaşıyoruz.
* Burada yer alan anne ve kızları, sanatçının diğer eserlerinden de aşina olduğumuz o yumuşak, serbest ve anlık fırça darbeleriyle resmedilmiş.
* Renkler birbirine karışıyor, ışık kumaşların üzerinde adeta dans ediyor.
* Kıyafetlerdeki detaylardan çok, anın hissiyatı ve atmosferi ön plana çıkarılıyor.
Sol Taraf: Çizgilere Keskin Bir Dönüş
Ancak gözlerimizi tablonun sol tarafına kaydırdığımızda, eserin aurası aniden değişiyor. Genç kadın ve onun hemen arkasında duran erkeğin bulunduğu bu bölümde, İzlenimciliğin o bulanık ve rüya gibi havası kayboluyor.
* Renoir burada çok daha doğrusal (lineer) ve disiplinli bir tarz benimsemiş.
* Figürlerin hatları çok daha belirgin, sınırları net bir şekilde çizilmiş.
* Özellikle genç kadının duruşu ve kıyafetinin dokusu, adeta klasik döneme ait bir heykeli andıracak kadar keskin bir gerçekçiliğe sahip.
Peki Bu Keskin Değişimin Sebebi Ne?
Aynı sokakta, aynı yağmurun altında duran bu insanlar neden iki farklı evrenden gelmiş gibi görünüyor? Cevap, eserin yaratılış sürecinde gizli.
Renoir bu tabloyu tek bir oturuşta tamamlamadı. Eserin sağ tarafı ile sol tarafının yapılışı arasında yaklaşık dört yıllık bir boşluk bulunuyor (1881 - 1885 arası). Bu dört yıl, Renoir'ın sanat hayatında devasa bir kırılma noktasına denk geliyor. Sanatçı bu dönemde İzlenimciliğin sınırlarından sıkılmaya başlamış, İtalya'ya yaptığı seyahatlerde Rönesans ustalarını (özellikle Raphael'i) inceleyerek sanatta "Klasik" olana, daha net çizgilere ve formlara doğru bir yöneliş yaşamıştır. Sanat tarihinde bu süreç sanatçının "Kuru Dönemi" veya "Ingres Dönemi" olarak da bilinir.
Sonuç: Bir Sanatçının Günlüğü
Sonuç olarak "Şemsiyeler", sadece 19. yüzyıl Paris'inin yağmurlu bir öğleden sonrasını belgelemekle kalmıyor. Aynı zamanda usta bir ressamın zihninde kopan fırtınaları, tarzındaki evrimi ve İzlenimcilikten Klasisizme doğru attığı adımları tek bir çerçevede donduruyor. Bu eser, kelimenin tam anlamıyla bir ressamın fırçasıyla tuttuğu görsel bir günlük.
Bir dahaki sefere bir sanat müzesini gezerken veya bir tabloya bakarken, sadece ne anlatıldığına değil, nasıl anlatıldığına da yakından bakın. Belki de tuvalin bir köşesinde, sanatçının size fısıldamak istediği başka bir hikaye daha saklıdır.