Roma Dünyasında İlahi Adalet Mekanizması
Antik Roma dünyasında, özellikle Britanya eyaletinde (Provincia Britannia), devletin sağladığı kolluk kuvvetlerinin ve yargı mekanizmalarının sınırlı olduğu durumlarda, bireylerin adalet arayışı "ilahi yargı" sistemine yönelmiştir. Modern dünyada polise veya mahkemelere yapılan başvuruların yerini, antik dönemde tanrılara yazılan ve defixiones (lanet tabletleri) olarak adlandırılan metinler almıştır. Bu rapor, arkeolojik veriler ışığında, özellikle Bath (Aquae Sulis), Uley (West Hill) ve Londra (Londinium) bölgelerinden elde edilen bulgular üzerinden, Roma dönemi lanetleme geleneğini; ritüel, teolojik, sosyolojik ve dilbilimsel açılardan derinlemesine incelemektedir. Rapor, hırsızlık vakaları karşısında geliştirilen "adli dua" (judicial prayer) kavramını, kurbanların psikolojisini ve dönemin günlük yaşam pratiklerini kapsamlı bir anlatıyla sunmaktadır.
1. Giriş: Antik Dünyada Adalet Arayışı ve "Doğaüstü Polislik"
1.1. Modern ve Antik Adalet Algısı Arasındaki Uçurum
yüzyıl insanı için mülkiyet güvenliği ve kişisel haklar, devletin tekelindeki kurumsal yapılarla güvence altına alınmıştır. Bir eşya çalındığında izlenecek yol haritası bellidir: Kolluk kuvvetlerine başvurmak, sigorta şirketini bilgilendirmek veya dijital platformlarda kamuoyu oluşturarak sosyal baskı kurmak. Bu mekanizmalar, suçlunun tespiti ve cezalandırılması sürecini, rasyonel ve seküler bir düzlemde ele alır.
Ancak M.S. 1. ve 4. yüzyıllar arasında Roma İmparatorluğu'nun sınır eyaletlerinde yaşayan bir birey için durum kökten farklıydı. Roma hukuku (Ius Romanum) gelişmiş bir yapıya sahip olsa da, bu hukuk sistemine erişim genellikle statü, zenginlik ve vatandaşlık haklarıyla sınırlıydı. Modern anlamda bir dedektiflik bürosu veya polis teşkilatının yokluğunda, özellikle "faili meçhul" hırsızlık vakalarında mağdurun elindeki tek seçenek, beşeri sınırları aşarak kozmik güçlere başvurmaktı.
1.2. Defixio: Tanrıya Sunulan Dilekçe
Arkeolojik literatürde defixio (çoğul: defixiones) veya Yunanca katadesmos olarak bilinen lanet tabletleri, bu çaresizliğin ve öfkenin somutlaşmış halidir. Genellikle kurşun veya kurşun-kalay alaşımı levhalar üzerine kazınan bu metinler, basit birer "kara büyü" aracı olmanın ötesinde, tanrıyı bir yargıç, dedektif ve infaz memuru olarak göreve çağıran hukuki belgeler niteliğindedir.
İngiltere'nin Bath şehrindeki Sulis Minerva tapınağının kutsal kaynağından çıkarılan 130'dan fazla tablet ve Uley'deki Merkür tapınağında bulunan yüzlerce örnek, Roma Britanyası'nda bu pratiğin ne kadar yaygın olduğunu kanıtlamaktadır. Bu tabletler, imparatorluk tarihinin genellikle sessiz kalan aktörlerinin—kölelerin, kadınların, askerlerin ve sıradan tüccarların—sesini günümüze taşımaktadır. Onların öfkesi, 2000 yıl sonra bile okunabilen, "bağırsakları kemirilsin", "kanını kustursun", "uyku yüzü görmesin" gibi ifadelerle canlılığını korumaktadır.
2. Ritüelin Maddeselliği: Kurşun, Çivi ve Suyun Kimyası
Bir lanetin etkili olabilmesi için sadece sözlü olarak ifade edilmesi yetmezdi; Roma dini düşüncesinde ritüelin maddeselliği ve performatif yönü hayati önem taşırdı. Lanet tabletlerinin fiziksel özellikleri, kullanılan malzeme ve üretim süreci, bu ritüelin sembolik altyapısını oluşturuyordu.
2.1. Malzeme Seçimi: Neden Kurşun?
Lanet tabletlerinin ezici çoğunluğu kurşun (plumbum) levhalar üzerine yazılmıştır. Bath tabletlerinin metalurjik analizleri, bunların bir kısmının kalay ile karıştırılarak "pewter" (kurşun-kalay alaşımı) haline getirildiğini gösterse de, ana malzeme her zaman kurşun olarak tanımlanmıştır. Kurşunun tercih edilmesinin ardında hem pratik hem de derin sembolik nedenler yatmaktadır.
Ekonomik ve Pratik Erişilebilirlik: Roma Britanyası, özellikle Mendip Tepeleri'ndeki madenler sayesinde zengin kurşun yataklarına sahipti. Kurşun, ucuz bir yan üründü ve kolayca temin edilebiliyordu. Yumuşak yapısı, ısıtılmasına gerek kalmadan soğukken bile dövülerek ince bir levha haline getirilmesine ve üzerine stilus (sivri uçlu metal kalem) ile yazı yazılmasına olanak tanıyordu.
Sempatik Büyü ve Sembolizm: Kurşun; soğuktur, ağırdır ve rengi soluk gridir (ölüm rengi). Sempatik büyü (sympathetic magic) ilkesine göre, kurşunun bu özellikleri kurbana transfer edilmek istenirdi. Tabletin soğukluğu, kurbanın yaşam enerjisinin soğumasını; ağırlığı, kurbanın uzuvlarının ağırlaşarak hareket edemez hale gelmesini; rengi ise kurbanın yüzünün ölüm solgunluğuna bürünmesini simgelerdi.
2.2. Defixio Eylemi: Çivilemek ve Bağlamak
Latince defixio terimi, defigere (sabitlemek, aşağıya çivilemek, büyülemek) fiilinden türemiştir. Bu terim, ritüelin en can alıcı fiziksel eylemini tanımlar: Tabletin bir çiviyle delinmesi.
Bath ve Uley'de bulunan tabletlerin birçoğunda, metin yazıldıktan sonra levhanın defalarca katlandığı ve ardından kalın bir demir çiviyle delindiği görülmektedir. Bu eylem iki amaca hizmet ediyordu:
Mühürleme: Metnin içeriğini gizlemek ve sadece tanrının okuyabileceği hale getirmek.
Büyüsel Sabitleme: Çivinin levhayı delmesi, lanetin hedefini "sabitlemesi" ve kaçışını imkansız kılması anlamına geliyordu. Bazı durumlarda çivi, kurbanın sembolik olarak "kalbine" veya "diline" saplanmış sayılırdı.
2.3. İletim Kanalları: Yeraltına Açılan Kapılar
Yazılan ve çivilenen mektubun alıcısına (tanrıya) ulaşması gerekiyordu. Roma kozmolojisinde yeraltı tanrıları (chthonic gods) veya su kaynaklarıyla ilişkilendirilen tanrılar, bu tür adalet taleplerinin muhatabıydı.
Kutsal Kaynaklar (Aquae Sulis): Bath şehrindeki sıcak su kaynağı, tanrıça Sulis Minerva ile yeraltı dünyası arasında doğrudan bir kanal olarak görülüyordu. Tabletlerin suya atılması, onların insan dünyasından çıkıp tanrısal mülkiyete geçmesini sağlıyordu. Su, hem taşıyıcı hem de arındırıcı bir elementti.
Tapınaklar ve Mezarlar: Kıta Avrupası'nda tabletler genellikle mezarlara (ölülerin ruhlarını ulak olarak kullanmak için) gömülürken, Britanya'daki "adli dua" geleneğinde tapınak alanları (Uley, Lydney Park, Pagans Hill) ana depolama alanlarıydı. Bu, Britanya tabletlerinin "kara büyü"den ziyade "dini bir yakarış" niteliği taşıdığının en önemli göstergelerinden biridir.
3. Teolojik Çerçeve: Büyü mü, Adli Dua mı?
Akademik literatürde uzun süre defixiones "büyü" (magic) kategorisinde sınıflandırılmış ve "din" (religion) kavramının karşıtı olarak görülmüştür. Ancak son yıllarda, özellikle H.S. Versnel ve Roger Tomlin gibi uzmanların çalışmalarıyla, Britanya'da bulunan tabletlerin "Adli Dua" (Judicial Prayer veya Prayer for Justice) olarak adlandırılan özel bir kategoriye girdiği kabul edilmiştir.
3.1. Klasik Defixio vs. Adli Dua
Aşağıdaki tablo, klasik büyü amaçlı lanet tabletleri ile Britanya'da yaygın olan adli dualar arasındaki temel farkları özetlemektedir:
Özellik | Klasik Defixio (Kara Büyü) | Adli Dua (Judicial Prayer) - Britanya Tipi |
Amaç | Rekabeti elimine etmek (aşk, spor, dava), zarar vermek. | Uğranılan haksızlığı gidermek, adaleti sağlamak, intikam. |
Gerekçe | Genellikle gerekçesizdir veya bencilcedir. | Haklı bir nedene (hırsızlık, haksızlık) dayanır. |
Tanrı ile İlişki | Tanrıyı/iblisleri zorlamak, emretmek. | Tanrıya yalvarmak, şikayet etmek, pazarlık yapmak. |
Fail | Genellikle bellidir (rakip). | Genellikle bilinmez ("Kim olursa olsun..."). |
Gizlilik | Gizlice yapılır, mezara saklanır. | Tapınakta yapılır, bazen kamuya açık okunur. |
3.2. Donatio (Hibe) Mekanizması: Tanrıyı Taraf Yapmak
Britanya tabletlerinin en dâhice yönü, hukuk ile teolojiyi birleştiren donatio mekanizmasıdır. Hırsızlık mağduru, çaldırdığı eşyayı (artık fiziksel olarak elinde olmasa bile) tanrıya "bağışladığını" (dono, donat) ilan eder.
Bu eylem, hırsızlık suçunun niteliğini değiştirir. Eşya tanrıya bağışlandığı andan itibaren, hırsız artık sıradan bir insanı (mağduru) soymuş sayılmaz; o artık bir tanrının malını çalmış, yani "kutsal mala tecavüz" (sacrilegium) suçu işlemiş olur. Mağdur, tanrıya şöyle der: "Bu pelerin artık benim değil, senindir. Kendi malını korumak ve geri almak senin sorumluluğundadır." Bu strateji, tanrıyı olayın pasif bir izleyicisi olmaktan çıkarıp, aktif bir davacı haline getirir.
4. Olay Mahalli 1: Aquae Sulis (Bath) ve Hamam Hırsızları
Roma Britanyası'nın en önemli dini ve şifa merkezi olan Aquae Sulis, bugün Bath olarak bilinen şehirde yer alıyordu. Sıcak su kaynakları üzerine kurulan devasa hamam kompleksi ve Sulis Minerva tapınağı, imparatorluğun dört bir yanından gelen ziyaretçileri ağırlıyordu. Ancak bu kalabalık, aynı zamanda hırsızlar için de bir cennetti.
4.1. Fures Balnearii: Hamam Hırsızları
Roma hukukunda "hamam hırsızları" (fures balnearii) ayrı bir suç kategorisi olarak tanımlanırdı. Hamamlar, insanların kıyafetlerini ve değerli eşyalarını soyunma odalarında (apodyterium) bırakarak yıkandıkları, buharlı ve kalabalık yerlerdi. Kilitli dolapların olmadığı, eşyaların genellikle kölelere emanet edildiği veya raflara bırakıldığı bu ortamda hırsızlık vakaları kaçınılmazdı.
Bath tabletlerinin büyük çoğunluğu, tam da bu anda, yani kişi en savunmasız ve çıplak durumdayken gerçekleşen hırsızlıklarla ilgilidir. Kaybolan eşyalar, Roma günlük yaşamının maddi kültürünü yansıtır: Tunikler, pelerinler (pallium, sagum), yüzükler ve gümüş sikkeler.
4.2. Vaka Analizi: Solinus ve Banyo Tuniği (Tab. Sulis 32)
Bu tablet, hırsızlık sonrası yaşanan öfkenin ve detaylı bedduanın en net örneklerinden biridir.
Metnin Analizi:
Yazar Solinus, tanrıça Sulis Minerva'ya hitaben yazdığı tablette, hamamda kaybettiği iki önemli eşyadan bahseder: Bir "banyo tuniği" (balnearem paxsam) ve bir pelerin.
"Solinus'tan tanrıça Sulis Minerva'ya. Tanrısallığına ve majestene banyo tuniğimi ve pelerinimi veriyorum. Bana bu yanlışı yapana uyku ve sağlık yüzü gösterme (nec permittas somnum nec sanitatem), ister erkek ister kadın, ister köle ister özgür olsun, ta ki kendini ifşa edip o malları senin tapınağına getirene kadar..."
İçgörüler:
Sosyal Eşitlik: Lanet metnindeki "si vir si femina, si servus si liber" (ister erkek ister kadın, ister köle ister özgür) formülü, Roma'nın katı sınıf ayrımlarını aşan bir adalet anlayışını yansıtır. Tanrının gözünde hırsızın statüsü önemsizdir; köle de olsa, soylu da olsa cezadan kaçamaz. Bu, beşeri hukukun ulaşamadığı kişilere karşı ilahi adaletin kapsayıcılığıdır.
Biyolojik Yaptırım: Solinus, hırsızın ölmesini değil, "uyku ve sağlıktan" mahrum kalmasını ister. Uykusuzluk (insomnia) ve hastalık, hırsızın vicdan azabı çekmesini ve sonunda dayanamayıp eşyayı geri getirmesini sağlayacak işkence yöntemleridir. Amaç imha değil, itiraf ve iadedir.
4.3. Vaka Analizi: Docilianus'un Ağır Bedduası (Tab. Sulis 10)
Docilianus tarafından yazılan (veya yazdırılan) bu tablet, hem kaligrafik özeni hem de dilinin şiddetiyle dikkat çeker.
Metnin Analizi:
"Brucerus'un oğlu Docilianus'tan en kutsal tanrıça Sulis'e. Kapüşonlu pelerinimi (caracallam) çalan kişiyi lanetliyorum... Tanrıça Sulis ona en büyük ölümü (maximo letum) tattırsın ve ne uyku ne de çocuk nasip etsin; ne şimdi ne de gelecekte, ta ki kapüşonlu pelerinimi tapınağına getirene kadar."
İçgörüler:
Nesne: Çalınan eşya bir caracalladır. Bu, Kelt kökenli, kapüşonlu kalın bir pelerindir ve daha sonra İmparator Caracalla'ya (M. Aurelius Antoninus) lakabını verecek kadar ikonikleşmiştir. Britanya ikliminde böyle bir giysiyi kaybetmek, sadece maddi bir kayıp değil, fiziksel bir korumanın da yitirilmesidir.
Soykırım Tehdidi: Docilianus, hırsızın sadece kendisini değil, "çocuklarını" (natos nec nascentes) da lanetler. "Ne şimdi ne de gelecekte" çocuk sahibi olamaması dileği, hırsızın soyunu kurutmaya yönelik korkunç bir cezadır. Bu, antik dünyada bir insanın başına gelebilecek en büyük felaketlerden biri olarak görülürdü.
4.4. Vaka Analizi: Vilbia Gizemi (RIB 154)
Bath tabletleri arasında benzersiz bir yere sahip olan bu metin, bir eşyadan ziyade bir kişinin "çalınmasını" konu alır.
Metnin Analizi:
"Vilbia'yı benden kim çaldıysa (involavit), su gibi sıvılaşsın. Onu kim yediyse (voravit), dilsiz kalsın..."
İçgörüler:
Vilbia Kimdir? Akademisyenler Vilbia'nın bir kadın ismi mi (muhtemelen çalınan bir köle kız veya aşığı elinden alınan bir kadının ismi) yoksa bir eşya mı (örneğin fibula - broş kelimesinin yanlış yazımı) olduğu konusunda tartışmışlardır. Ancak şüpheli listesinde kadın ve erkek isimlerinin karışık olması ve "yedi" (voravit) fiilinin cinsel bir metafor olarak kullanılabileceği düşüncesi, bunun bir aşk/kıskançlık vakası olabileceğini düşündürmektedir.
Su Metaforu: "Su gibi sıvılaşsın" (liquat comodo aqua) bedduası, tabletin atıldığı su kaynağıyla doğrudan ilişkilidir. Hırsızın bedeni, tabletin atıldığı su gibi formunu kaybetmeli ve yok olmalıdır.
5. Olay Mahalli 2: Londra ve Şehirsel Nefret (Tretia Maria Vakası)
Bath ve Uley gibi tapınak merkezlerinin aksine, Londra'da (Londinium) bulunan tabletler daha kişisel ve kaotik bir şehir yaşamını yansıtır. Burada bulunan ve raporda özel olarak incelenmesi istenen "Tretia Maria" tableti, anatomik lanetlemenin en çarpıcı örneğidir.
5.1. Vaka Analizi: Tretia Maria'nın İç Organları (RIB 7)
Londra'nın Moorgate bölgesinde bulunan bu kurşun levha, bir hırsızlık vakasından ziyade, derin bir kişisel husumeti veya bir susturma girişimini yansıtır.
Metnin Analizi:
"Tretia Maria'yı ve onun yaşamını, aklını, hafızasını, ciğerini ve akciğerlerini birbirine karışmış halde lanetliyorum; sözlerini, düşüncelerini ve hafızasını... Böylece saklanan şeyleri konuşamasın ve yapamasın..."
Derinlemesine İnceleme:
Anatomik Parçalanma: Yazar, Tretia Maria'nın bedenini parça parça hedef alır. Iocinera (karaciğer) ve pulmones (akciğerler) antik tıpta yaşamın, nefesin ve duyguların merkezi olarak görülürdü. Bunların "birbirine karışması" (intermixta), biyolojik bir kaos ve ölümcül bir hastalık dileğidir.
Susturma Büyüsü: Metnin sonundaki "konuşamasın" (non possit loqui) ifadesi, lanetin asıl amacını ele verir. Tretia Maria, muhtemelen yazarın sırlarını bilen biriydi veya bir mahkemede tanıklık yapacaktı. Yazar, onun "saklanan şeyleri" ifşa etmesini engellemek için bu "bağlama" büyüsüne başvurmuştur.
Çivileme Ritüeli: Bu tabletin üzerine yedi adet delik açılmıştır. Yedi sayısı, antik büyüde güçlü ve sembolik bir sayıdır. Bu delikler, Tretia'nın adı geçen organlarına (akıl, hafıza, ciğer, dil vb.) sembolik olarak çakılan çivileri temsil eder.
6. Olay Mahalli 3: Uley ve Kırsal Adalet
Gloucestershire kırsalında yer alan Uley (West Hill) tapınağı, Roma tanrısı Merkür'e adanmıştı. Ancak buradaki Merkür, klasik mitolojideki kanatlı sandaletli haberci tanrıdan ziyade, Kelt etkileri taşıyan, hırsızları bulan ve sürüleri koruyan bir figürdü.
6.1. Tarımsal Suçlar ve Hayvan Hırsızlığı
Bath'da pelerinler ve yüzükler çalınırken, Uley'de geçim kaynakları çalınıyordu. Buradaki tabletler, kırsal nüfusun endişelerini yansıtır: Çalınan inekler, koyunlar (verbeces), at arabası tekerlekleri ve çiftlik aletleri.
6.2. Vaka Analizi: Honoratus'un Kayıpları (Uley 72)
Honoratus isimli bir çiftçi, Merkür'e yazdığı tablette kayıplarını sıralar: "İki tekerlek, dört inek ve evimden pek çok küçük eşya."
Honoratus'un talebi nettir: Hırsızın ne uyumasına, ne oturmasına, ne yemesine ne de içmesine izin verilmemelidir. Bu tablet, hırsızlığın sadece bir mal kaybı olmadığını, kurbanın onuruna (Honoratus ismi manidardır) ve geçimine yapılmış bir saldırı olduğunu gösterir.
7. Sosyolojik ve Psikolojik Analiz
7.1. Yazarlar Kimdi? Okuryazarlık ve Profesyonel Katipler
Lanet tabletleri, Roma toplumundaki okuryazarlık düzeyine dair önemli ipuçları sunar. Tabletlerin el yazısı kalitesi büyük çeşitlilik gösterir.
Profesyoneller: Docilianus tableti gibi bazı örnekler, son derece düzgün ve kaligrafik bir "Başkent Yazısı" (Capitalis) veya "Eski Roma El Yazısı" (Old Roman Cursive) ile yazılmıştır. Bu, tapınak çevresinde ücret karşılığı lanet metni yazan profesyonel katiplerin (scriptores) veya büyücülerin varlığına işaret eder. İnsanlar, dilekçelerini doğru bir hukuki ve büyüsel dille yazdırmak için bu uzmanlara başvurmuş olabilirler.
Amatörler: Birçok tablet ise bozuk bir gramer, ters yazılmış harfler ve kaba bir el yazısı içerir. Bu, toplumun alt sınıflarının da (köleler, kadınlar, fakir özgürler) bu ritüele doğrudan katılabildiğini ve temel düzeyde de olsa okuma-yazma bildiklerini gösterir.
7.2. "Kan Bedeli" ve Şiddetin Dili
Britanya tabletlerinin Kıta Avrupası örneklerinden ayrılan en belirgin özelliği, talep edilen cezaların şiddetidir. Hırsızın çaldığı malı "kendi kanıyla" (sanguine suo) ödemesi talebi sıkça görülür.
"Bu hediyeyi kendi kanından başka bir şeyle geri satın alamasın."
"Bağırsakları tamamen yensin."
Bu ifadeler, hırsızlığın bedelinin para ile değil, yaşam gücü (kan) ile ödeneceği bir "kısasa kısas" anlayışını yansıtır.
7.3. Psikolojik Etki: Lanetin Gücü
Bu tabletler işe yarıyor muydu? Modern bilimsel bakış açısıyla "hayır" denilebilir, ancak antik psikoloji açısından cevap "evet"tir.
Sosyal Baskı: Tapınaklarda bu lanetlerin varlığı biliniyordu. Hırsızlık yapan bir kişi, kurbanın tapınağa gidip bir tablet bıraktığını duyduğunda veya tapınak rahiplerinin lanetleri sesli okuduğunu işittiğinde yoğun bir korkuya kapılabilirdi.
Psikosomatik Etkiler: Hırsızın yaşadığı her türlü aksilik (hastalık, uykusuzluk, kaza), lanetin tuttuğuna dair bir işaret olarak yorumlanırdı. Bu korku, hırsızın çaldığı malı tapınağa gizlice geri bırakmasına ve lanetten kurtulmaya çalışmasına neden olabilirdi. Nitekim bazı tabletlerde, hırsızın malı geri getirmesi durumunda lanetin kalkabileceğine dair "çıkış maddeleri" bulunur.
8. Dilbilimsel Hazine: Vulgar Latin ve Britanya Latincesi
Lanet tabletleri, Roma İmparatorluğu'nun "resmi" dili ile sokakta konuşulan dil arasındaki farkı gösteren en önemli belgelerdir. Bu metinler, Cicero'nun veya Virgil'in edebi Latincesiyle değil, Vulgar Latin (Halk Latincesi) ile yazılmıştır.
Yazım Hataları ve Ses Değişimleri: Furem (hırsız) yerine fur kullanımı, Sulis yerine Suli yazımı, non yerine no kullanımı gibi hatalar, kelimelerin o dönemde nasıl telaffuz edildiğini gösterir. Örneğin "banyo tuniği" için kullanılan paxsa kelimesi, klasik pexa kelimesinin yerel telaffuzudur.
Kelt Etkisi: Tabletlerde geçen Vilbia, Genillis gibi isimler ve caracalla (pelerin) gibi kelimeler, Latinve ile yerel Kelt dillerinin (Britonik) nasıl harmanlandığını gösterir.
9. Sonuç: Umut ve Öfkenin Tabletleri
Roma Britanyası'nda tanrılara lanet mektubu yazma geleneği, çaresizliğin bir itirafı olduğu kadar, adalete duyulan sarsılmaz inancın da bir göstergesidir. İnsanlar, dünyevi otoritelerin (valilerin, askerlerin, efendilerin) sağlayamadığı adaleti, Sulis Minerva'nın sıcak sularında veya Merkür'ün tapınağında aramışlardır.
Bu kurşun levhalar, 2000 yıl öncesinin insanının duygusal dünyasını; öfkesini, intikam arzusunu, mülkiyet hırsını ve korkularını tüm çıplaklığıyla gözler önüne serer. Solinus'un çalınan tuniği için duyduğu öfke veya Tretia Maria'ya duyulan nefret, zamanın ötesine geçerek insan doğasının değişmeyen yönlerini bize hatırlatır. Antik Romalılar da günümüz insanı kadar öfkeli, onlar da adaletsizlik karşısında seslerini duyurmak isteyen bireylerdi. Tek farkları, şikayetlerini Twitter'a (X) değil, kurşun levhalara yazıp tanrılara göndermeleriydi.
Ek Tablo: Öne Çıkan Lanet Tabletleri ve İçerikleri
Tablet Kodu | Buluntu Yeri | Kurban/Yazar | Hedef/Suçlu | Konu/Çalınan Nesne | Talep Edilen Ceza |
Tab. Sulis 32 | Bath (Aquae Sulis) | Solinus | Bilinmiyor | Banyo Tuniği (Paxsa) ve Pelerin | Uyku ve sağlık yüzü görmesin. |
Tab. Sulis 10 | Bath (Aquae Sulis) | Docilianus | Bilinmiyor | Kapüşonlu Pelerin (Caracalla) | En büyük ölüm (Maximo Letum), uykusuzluk, çocuksuzluk. |
RIB 7 | Londra (Londinium) | Bilinmiyor | Tretia Maria | Bilinmiyor (Muhtemelen tanıklık/sır) | Ciğerleri, aklı, hafızası karışsın; konuşamasın. |
RIB 154 | Bath (Aquae Sulis) | Bilinmiyor | Şüpheli Listesi | Vilbia (Kişi veya Eşya) | Su gibi sıvılaşsın, dilsiz kalsın. |
Uley 72 | Uley (West Hill) | Honoratus | Bilinmiyor | İnekler, Tekerlekler, Ev eşyaları | Yemesine, içmesine, uyumasına izin verilmesin. |
Bibliyografik Not: Bu rapordaki bilgiler, Roman Inscriptions of Britain (RIB) veritabanı, Roger Tomlin'in Bath ve Uley tabletleri üzerine yaptığı çeviriler ve H.S. Versnel'in "Adli Dua" teorisi temel alınarak derlenmiştir.